Birdenbire bir şey sarıyor etrafımı. Ben bu karmaşık duygularla baş edemem. Kafamın içinde tüm dünyanın masalları. Bambaşka diller, bambaşka kültürler.
Birdenbire yıldızlar kayıyor gökyüzünden ardı sıra. Hepsine ayrı dilekler tutamam, yetişemiyorum hızlarına. Zaten tek bir dileğim var. Gerçekleşmesi imkansız gökyüzündeki tüm yıldızlar benim için kaysa bile.
Birdenbire her şey güzelleşiyor. Gecenin yarımında güneş doğuyor sanki. Gönlüm genişliyor, nefes aldığımı hissediyorum uzun zaman sonra. Bu his çok uzak bana, ben boğazımda düğümlenen nefesle yaşamaya alışmışım. Böylesi çok zor, çok sıradışı.
Birdenbire uçsuz bucaksız bir çölde buluyorum kendimi. Aklımda binbir düşünceyle çölün kızgın kumlarında yürüyorum. Yönüm yok, mevsimimim yok ama yolum açık. Göçmen kuşlar rehberlik ediyor bana. Kalbimin soğuk iklimlerinden göç edeceğim onlarla.
Birdenbire uyanıyorum kaygısız rüyalardan. Yatağımdayım, elimde kağıt kalem. Karalamışım yine gönül yorgunluğumu. Anlamsız birkaç kelime iliştirmişim kağıdın köşesine. Eğreti duruyor. Unutulmuş şarkılar gibi defterimin arasında yok olacak. Daha niceleri gibi. Bir gün birdenbire düşecek aklımın köşesine. Vakit çok geç olacak belki de. Tozlu raflarda unutulmuş hatıralar gün yüzüne çıkmak istemeyecek. Belki hafızam da küsecek bana. Günde bilmem kaç kez aynada gördüğü suretle tanışacak yeniden. O zaman ne gönül yorgunluğu kalacak ne de kağıdın köşesine iliştirilmiş anlamsız kelimeler. Tertemiz bir boşluk olacak ve ben o boşlukta kaybolup gideceğim.

Yorumlar
Yorum Gönder