Bugün ilk kez ninesinin son zamanlarını geçirdiği kasabaya gidecekti. Çok heyecanlıydı ve çok fazla şey merak ediyordu. Annesinden dinlediği hikayelerin gerçek olup olmadığını anlayabilecekti sonunda. Kasaba şehirden bi hayli uzaktaydı ve tam bi' cennetti. Orayı seveceğinden emindi. Yol boyunca arabanın penceresinden dışarıyı izledi. Şehirden yavaş yavaş uzaklaşmak ve o dönüşümü izlemek hoşuna gidiyordu. Beton yığınlarından yeşilliklere doğru...
Bi kaç saat sonra kasabaya varmışlardı. Hemen etrafı keşfe çıktı. Biraz bahçede oyalandıktan sonra eve girdi. Esas merakını giderecek şeyleri içeride bulacağını biliyordu. Öyle de oldu. Her yer anılarla doluydu. Eski fotoğraflar, günlükler ve bir sürü mektup...
Gözüne kestirdiği mektuplardan bi' kaç tanesini hızla inceledi. Sonra gözüne başka bi' mektup ilişti. Bu farklıydı. Çünkü bi muhatabı yoktu. Sanki alelacele yazılmıştı. Hemen okumaya koyuldu:
"Lanet dünyaya ışığa yürümeden önceki son sözlerim;
Birini sevdiğin zaman anlıyorsun yaşamanın değerini, yahut yolun sonunu görmeye başladığında. Ama en fenası ikisinin aynı anda sana koştuğunu görmek. O zaman yaşamak paha biçilmez bi' şey oluyor. Henüz yirmi altı yaşındaysan ve felaketine kucak açmışsan hiçbir şeyin öyle pek bi' önemi kalmıyor. Aşk ansızın yolun en karanlık yerinde bi' yıldız gibi parlıyor. Ve sen hayatın nasıl bu kadar acımasız olabildiğini anlamaya çalışıyorsun. Sonra geçen günlerin pişmanlığı kalan günlerin telaşına karışıyor. Kafanda kendince hesaplar yapmaya başlıyorsun. Korkun giderek büyüyor. Yavaş yavaş alışıyorsun bu düşüncelere, sonra kendini unutup sevdiğini düşünmeye başlıyorsun. Düşünceler yoğunlaşıyor ve kalbini ezmeye başlıyor. Haksızlık diyorsun kendi kendine, daha herşey yeni başlıyordu. Arkamda bi' enkaz bırakmaya hakkım yok. Uzaklaşmaya karar veriyorsun. Başaramıyorsun...
Başaramadım sevgilim. Son günlerimi senden ayrı geçiremedim. Ne olursa olsun son olduğunu bilmeme rağmen çok güzeldi. Korkup kaçmadığım için hiç pişman değilim. Kısa da olsa iyi bi' aile olduk. Ben her zaman seni ve minik bebeğimizi izliyor olacağım. Hayatımın en paha biçilmez ve en berbat günlerini birlikte yaşadık. Her şeye rağmen minnettarım. Mutlu bi' şekilde gidiyorum. Sende mutlu ol sevgilim. Güzel anılarımız seninle yaşasın."
Son satırları okurken gözyaşlarına hakim olamamıştı. Ninesinin dokunaklı aşkı ve son günlerinin hüznü onu derinden etkilemişti. Büyükbabasının gözlerindeki hüznün sebebini biliyordu artık. Bundan sonra onun için her şey çok daha farklı olacaktı...

Yorumlar
Yorum Gönder