Kiminle iki kelam etsem ardı sıra yakınmaya başlıyor. Neymiş efendim hep senden dem vuruyormuşum. Ne aptal adammışım ben. Senden başka bir şey konuşmaz, görmez olmuşum. Beni efsunladığına dair söylentiler dolaşmaya başlamış semtin ara sokaklarında. Yalan mı a canım? Efsunlamadın mı beni? O mağrur bakışlarınla, baktıkça içinde kaybolduğum deniz köpüğü gözlerinle, beni görünce al al olan elmacıklarınla... Aklım uçup gitmedi mi başımdan?
Hem halt etmiş onlar. Senin gibi güzeli görüp de aklı uçmayacak delikanlı var mıdır şu Beyoğlu'nda? Bilmez miyim sana vurgun nicesi. Belli olmuyor sanıyorlar oysa sen geçerken sokaktan bir ben değil onlar da efsunlanıyorlar. Gizliden gizliye düşlüyorlar seni. Ne yazık ki senin kalbini evvelden çaldığımı bilmiyorlar. Senin de bana efsunlandığını, gözünün benden başkasına kör, dilinin lâl olduğunu bilmiyorlar.
Güzeller güzeli sevgilim. Beyoğlu güzelim. Ne zaman aşktan söz açılsa "bırakın şu yalan dolan sözleri aşk da neymiş, Beyoğlu'nda nerde öyle güzel benim aklımı başımdan alacak" derdim. "Ben uçuk kaçık serserinin tekiyim evlilik bana göre değil" derdim. Ta ki seni görene kadar çiçek pasajında elinde bir demet nergisle. Çiçekleri bile efsunlamıştın güzelliğinle. O gün anlamıştım ne kadar aptal olduğumu. O an tek istediğim tutup elinden uzaklaşmaktı oradan. Nereye olduğunun hiçbir önemi yoktu. Sadece sen yanımda olsan yeterdi bana. O andan itibaren benim hayatım sen olmuştun. Sen sadece Beyoğlu'nun değil kainatın en güzeliydin benim gözümde...

Yorumlar
Yorum Gönder