Ana içeriğe atla

Son Nefer


Bir savaş meydanındasın, etrafta ağır bir koku var. Üstelik yapayalnızsın. Kalbin bir kuş gibi çırpınıyor, elin ayağın boşalmış. Tir tir titriyorsun. Olanları idrak etmen biraz zaman alıyor. Yavaş yavaş canlanıyor gözünün önünde meydan, etrafındaki şeylerin farkına varmaya başlıyorsun. Her yer yıkık, harabe, sağlam tek bir yapı kalmamış. Yerler kan gölü, güneş bile ışığını kaybetmiş. Hiçbir canlılık emaresi görünmüyor senden başka, ne bir karınca geziyor yerde ne de bir insan sesi var. Her yerde kan ve insan parçaları, kopuk kollar, küçük bir kız çocuğundan düştüğünü düşündüğün kurdele toka , eşi olmayan ayakkabılar. 
İnsanlığın öldüğü yerdesin; burada vicdanlar kör, kalpler taşlaşmış. Kadın çocuk demeden kurşunlar sıkılmış. Burada yer yarılmış ama içine zalimler girmemiş. Zalim zulmünü edip köşesine çekilmiş. Burası şiirlerde cennet vatanım dediğiniz ama size cehennem edilen yer. Burada artık umutlu şarkılar dilden dile dolaşmayacak. Zalimlerin ayakları sizin umutlarınızı ezip geçecek. Savaşın en ağır yüzüyle karşı karşıyasın. Bitmiş tükenmiş insanlıkla burun buruna geliyorsun. Yağmalanmış yıkılmış bir kentin ortasındasın, üstelik yapayalnızsın. Kafanın içinde binbir tane soru birbirini kovalıyor, hiçbirine cevap bulamıyorsun. Bundan sonrası yok senin için, son raddeye gelmişsin. Büyük bir savaştan geri kalan tek şeysin ve yaralısın. Sen koskoca ülkenin son neferisin, paramparça insanlığın son nefesisin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yolumu Aydınlatan Yıldız

Bugün ilk kez ninesinin son zamanlarını geçirdiği kasabaya gidecekti. Çok heyecanlıydı ve çok fazla şey merak ediyordu. Annesinden dinlediği hikayelerin gerçek olup olmadığını anlayabilecekti sonunda. Kasaba şehirden bi hayli uzaktaydı ve tam bi' cennetti. Orayı seveceğinden emindi. Yol boyunca arabanın penceresinden dışarıyı izledi. Şehirden yavaş yavaş uzaklaşmak ve o dönüşümü izlemek hoşuna gidiyordu. Beton yığınlarından yeşilliklere doğru...  Bi kaç saat sonra kasabaya varmışlardı. Hemen etrafı keşfe çıktı. Biraz bahçede oyalandıktan sonra eve girdi. Esas merakını giderecek şeyleri içeride bulacağını biliyordu. Öyle de oldu. Her yer anılarla doluydu. Eski fotoğraflar, günlükler ve bir sürü mektup... Gözüne kestirdiği mektuplardan bi' kaç tanesini hızla inceledi. Sonra gözüne başka bi' mektup ilişti. Bu farklıydı. Çünkü bi muhatabı yoktu. Sanki alelacele yazılmıştı. Hemen okumaya koyuldu: "Lanet dünyaya ışığa yürümeden önceki son sözlerim; Birini sevdiğin zaman anlı...

Küstüm Çiçeği

  Küstüm çiçeğini bilir misiniz? Kendine has bir özelliği vardır. Dokunduğun zaman yapraklarını kapatır. Kimileri hayran oluyor onun bu özelliğine, ben ise üzülüyorum. Onun bu narin yapısı bana çocukları ve kadınları hatırlatıyor. İzinsiz dokunulduğunda yapraklarını kapatarak kendini korumaya alması, sürekli kendini korumak zorunda hissetmesi ve tetikte yaşaması o muazzam refleksi sayesinde kendini tehlikelerden korumayı başarması. Biz de bunun benzeri bir şekilde rahatsız olduğumuz durumlara maruz kaldığımızda içimize kapanıyoruz, hayata küsüyoruz. Sanki bir suçumuz varmış gibi, utanılması gereken bir şeyler yapmışız gibi. Çünkü toplumun bakışı bu yönde kadınsan veya çocuksan kendini korumak zorundasın. Koruyamadıysan suçlusun, utanman, kendini eve kapatman ve insan içine çıkmaman gerekiyor. Bu tür baskılar, psikolojik şiddet malesef ki bizim toplumumuzda oldukça fazla ve bunu değiştirmek için hiçbir şey yapamıyoruz. Bu ülkede her gün kadınlar ölüyor çeşitli sebeplerle; kimisi yem...

Leyla

Yıl 1989 Leyla'yı ilk kez orman yolunda gördüm. Üzerinde kırmızı bir entari, saçları iki yandan örülü, güneşte altın gibi parlıyor. Zannederim Eylül başlarıydı. Leyla'nın kolunda bir sepet, ormandan kekik, kantaron ve biraz mantar toplamış. Usul usul evine dönüyordu. Ben o sıralar mektebi yeni bitirmiş askere gitmeden evvel bir süreliğine köye dönmüştüm. Leyla'yı çocukluktan tanırdım. Ama uzun yıllardır köyden uzaktaydım. Bu süre içinde ikimizde bayağı bir büyüdük tabi, ilk gördüğüm an vurulduğum kızın Leyla olduğunu çok sonra öğrendim. Çocukken de severdim Leyla'yı ama bu çok başkaydı. Görür görmez aşkının ateşi düşmüştü yüreğime, yüreğim yangın yeriydi. Ne yapıp etmeli Leyla'ya gönlümü açmalıydım. Ee burası köylük yer öyle pat diye kızın karşısına geçip sana gönlüm düştü demek uygun olmazdı. Başladım düşünmeye, düşündüm düşündüm günler günleri kovaladı. Ben aşkımdan divane oldum. Leyla'yı görmeden gün geçiremez oldum. Zaman su misali geçti derken askere ça...