Ana içeriğe atla

Kaçıncı Bahar?

Önümüzdeki bahar geleceğim demiştin giderken, kaç bahar geçti sen gelmedin, ben saymayı bıraktım. Hani baharlar umut taşırdı? Benim umutlarım tükendi. Beni kör bir yalnızlığa mahkum ettin. Üstelik kucağıma umutlar bıraktın. Mevsimsizdim senden önce, şimdi sadece baharları yaşıyorum. Sen gittikten sonra beslediğin martılar gelmez oldu pencereme, bana aldığın çiçek de soldu. Hani şu beni unutma çiçeği "Sana beni unutma diyemem ama beni hatırladıkça bu çiçeği sularsın değil mi?" demiştin bana çiçeği verirken. Seni unutmam mümkün değildi ki. 

Sen gidince seninle ilgili olan şeylerde terk etti beni; saatin üç çeyreği, yan komşu Nazan teyzenin börekleri, sokağın köşesinde bizi selamlayan tekir, gülümsediğim fotoğraflar, pazar kahvaltıları ve uzun yürüyüşler. 

Sen gittikten sonra yemekler daha çabuk soğur oldu. Sen gittiğinden beri sanki bin yıl geçti. Ne güneş tahammül edebildi dünyaya ne de yıldızlar, geldikleri gibi gittiler. 

Gök gürültüsünden korkuyorum diye yanıma gelirdin her yağmurda. Hala yağmur yağdığında gözüm kapıda kalıyor belki gelirsin diye. Sen gittiğinden beri daha çok korkuyorum gök gürültüsünden. 

Biliyor musun herkes sessizliğimden dert yanıyor son zamanlarda, bilmiyorlar ki ben sana anlatacak destanlar biriktiriyorum içimde. Benim suskunluğum onlara, benim suskunluğum vuslata.

Gelmeyeceğini biliyorum ama bekliyorum yine de, daha önümüzde çok bahar var. Kim bilir önümüzdeki bahar gelirsin belki, baharlar umut taşır sen söylemiştin bunu bana umudumu da kaybedersem nasıl yaşarım. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yolumu Aydınlatan Yıldız

Bugün ilk kez ninesinin son zamanlarını geçirdiği kasabaya gidecekti. Çok heyecanlıydı ve çok fazla şey merak ediyordu. Annesinden dinlediği hikayelerin gerçek olup olmadığını anlayabilecekti sonunda. Kasaba şehirden bi hayli uzaktaydı ve tam bi' cennetti. Orayı seveceğinden emindi. Yol boyunca arabanın penceresinden dışarıyı izledi. Şehirden yavaş yavaş uzaklaşmak ve o dönüşümü izlemek hoşuna gidiyordu. Beton yığınlarından yeşilliklere doğru...  Bi kaç saat sonra kasabaya varmışlardı. Hemen etrafı keşfe çıktı. Biraz bahçede oyalandıktan sonra eve girdi. Esas merakını giderecek şeyleri içeride bulacağını biliyordu. Öyle de oldu. Her yer anılarla doluydu. Eski fotoğraflar, günlükler ve bir sürü mektup... Gözüne kestirdiği mektuplardan bi' kaç tanesini hızla inceledi. Sonra gözüne başka bi' mektup ilişti. Bu farklıydı. Çünkü bi muhatabı yoktu. Sanki alelacele yazılmıştı. Hemen okumaya koyuldu: "Lanet dünyaya ışığa yürümeden önceki son sözlerim; Birini sevdiğin zaman anlı...

Küstüm Çiçeği

  Küstüm çiçeğini bilir misiniz? Kendine has bir özelliği vardır. Dokunduğun zaman yapraklarını kapatır. Kimileri hayran oluyor onun bu özelliğine, ben ise üzülüyorum. Onun bu narin yapısı bana çocukları ve kadınları hatırlatıyor. İzinsiz dokunulduğunda yapraklarını kapatarak kendini korumaya alması, sürekli kendini korumak zorunda hissetmesi ve tetikte yaşaması o muazzam refleksi sayesinde kendini tehlikelerden korumayı başarması. Biz de bunun benzeri bir şekilde rahatsız olduğumuz durumlara maruz kaldığımızda içimize kapanıyoruz, hayata küsüyoruz. Sanki bir suçumuz varmış gibi, utanılması gereken bir şeyler yapmışız gibi. Çünkü toplumun bakışı bu yönde kadınsan veya çocuksan kendini korumak zorundasın. Koruyamadıysan suçlusun, utanman, kendini eve kapatman ve insan içine çıkmaman gerekiyor. Bu tür baskılar, psikolojik şiddet malesef ki bizim toplumumuzda oldukça fazla ve bunu değiştirmek için hiçbir şey yapamıyoruz. Bu ülkede her gün kadınlar ölüyor çeşitli sebeplerle; kimisi yem...

Leyla

Yıl 1989 Leyla'yı ilk kez orman yolunda gördüm. Üzerinde kırmızı bir entari, saçları iki yandan örülü, güneşte altın gibi parlıyor. Zannederim Eylül başlarıydı. Leyla'nın kolunda bir sepet, ormandan kekik, kantaron ve biraz mantar toplamış. Usul usul evine dönüyordu. Ben o sıralar mektebi yeni bitirmiş askere gitmeden evvel bir süreliğine köye dönmüştüm. Leyla'yı çocukluktan tanırdım. Ama uzun yıllardır köyden uzaktaydım. Bu süre içinde ikimizde bayağı bir büyüdük tabi, ilk gördüğüm an vurulduğum kızın Leyla olduğunu çok sonra öğrendim. Çocukken de severdim Leyla'yı ama bu çok başkaydı. Görür görmez aşkının ateşi düşmüştü yüreğime, yüreğim yangın yeriydi. Ne yapıp etmeli Leyla'ya gönlümü açmalıydım. Ee burası köylük yer öyle pat diye kızın karşısına geçip sana gönlüm düştü demek uygun olmazdı. Başladım düşünmeye, düşündüm düşündüm günler günleri kovaladı. Ben aşkımdan divane oldum. Leyla'yı görmeden gün geçiremez oldum. Zaman su misali geçti derken askere ça...