Her tebessümünün ardında ayrı bir hüzün yatıyordu. Zaten tebessümleri en fazla birkaç saniye sürerdi. Ardından hemen kararırdı gözleri. Bu karartı yüzüne bambaşka bir anlam yüklerdi. Öyle zamanlarda ona çok üzülürdüm. Onu alıp kalbime sokasım, orada ona bir dünya kurasım gelirdi. Hemen sonra bu düşünceleri silerdim aklımdan. Dahası kızardım kendime nasıl böyle şeyler geçiririm aklımdan diye. Beni mutlu eden bu düşünceleri başka birisi duysa dünya başımıza yıkılırdı. Buna ne onun serçe yüreği dayanabilirdi ne de ben onun üzülmesine dayanabilirdim. O yüzden içimden fışkıran çağlayanları dizginlemek zorundaydım. Bu sevgi içimi kemiriyordu. Ben ise elimden bir şey gelmeden buna müsade ediyordum. Ne yapabilirdim ki imkanların da imkansızlaştığı bir hikayeydi bu. Üstelik benim yüreğime konan kelebeğin onu yüreğinde dolaşıp dolaşmadığını dahi bilmiyordum. Aptal bir aşık gibi her hareketine bir anlam yüklüyordum. Sonra yüklediğim her bir anlamı yapboz parçaları gibi birleştirip onun da ba...