Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Alaaddin

Ne var biliyor musun Alaaddin? İçimde sana koşmak isteyen binlerce yılkı atı var Sana olan sevgimin uçsuz bucaksız okyanusları  Alaaddin sende bilinmez bir hal var Her halinin bende bir yansıması Sana duyduğum hudutsuz bir güven var Sana gelmemi engelleyen duvarların Alaaddin adının her harfi bende yüz yıl demek Her hecende bir ömür saklı Elinin her parmağında benim yüzüm var Benim yüzümde senin her bir parmağının izi  Ellerin derya, kalbin kalbime ayna Alaaddin sende bambaşka bir dünya var Senin dünyanda benim gizli bir yerim  Beni aşikar etme Beni aşkın ateşinde kül et, Savur küllerimi Alaaddin Küllerim rüzgarda sana koşar Beni küllerimden yeniden var et

Beyoğlu Güzeli

  Kiminle iki kelam etsem ardı sıra yakınmaya başlıyor. Neymiş efendim hep senden dem vuruyormuşum. Ne aptal adammışım ben. Senden başka bir şey konuşmaz, görmez olmuşum. Beni efsunladığına dair söylentiler dolaşmaya başlamış semtin ara sokaklarında. Yalan mı a canım? Efsunlamadın mı beni? O mağrur bakışlarınla, baktıkça içinde kaybolduğum deniz köpüğü gözlerinle, beni görünce al al olan elmacıklarınla... Aklım uçup gitmedi mi başımdan? Hem halt etmiş onlar. Senin gibi güzeli görüp de aklı uçmayacak delikanlı var mıdır şu Beyoğlu'nda? Bilmez miyim sana vurgun nicesi. Belli olmuyor sanıyorlar oysa sen geçerken sokaktan bir ben değil onlar da efsunlanıyorlar. Gizliden gizliye düşlüyorlar seni. Ne yazık ki senin kalbini evvelden çaldığımı bilmiyorlar. Senin de bana efsunlandığını, gözünün benden başkasına kör, dilinin lâl olduğunu bilmiyorlar.  Güzeller güzeli sevgilim. Beyoğlu güzelim. Ne zaman aşktan söz açılsa "bırakın şu yalan dolan sözleri aşk da neymiş, Beyoğlu'nda nerd...

Küstüm Çiçeği

  Küstüm çiçeğini bilir misiniz? Kendine has bir özelliği vardır. Dokunduğun zaman yapraklarını kapatır. Kimileri hayran oluyor onun bu özelliğine, ben ise üzülüyorum. Onun bu narin yapısı bana çocukları ve kadınları hatırlatıyor. İzinsiz dokunulduğunda yapraklarını kapatarak kendini korumaya alması, sürekli kendini korumak zorunda hissetmesi ve tetikte yaşaması o muazzam refleksi sayesinde kendini tehlikelerden korumayı başarması. Biz de bunun benzeri bir şekilde rahatsız olduğumuz durumlara maruz kaldığımızda içimize kapanıyoruz, hayata küsüyoruz. Sanki bir suçumuz varmış gibi, utanılması gereken bir şeyler yapmışız gibi. Çünkü toplumun bakışı bu yönde kadınsan veya çocuksan kendini korumak zorundasın. Koruyamadıysan suçlusun, utanman, kendini eve kapatman ve insan içine çıkmaman gerekiyor. Bu tür baskılar, psikolojik şiddet malesef ki bizim toplumumuzda oldukça fazla ve bunu değiştirmek için hiçbir şey yapamıyoruz. Bu ülkede her gün kadınlar ölüyor çeşitli sebeplerle; kimisi yem...

Yolumu Aydınlatan Yıldız

Bugün ilk kez ninesinin son zamanlarını geçirdiği kasabaya gidecekti. Çok heyecanlıydı ve çok fazla şey merak ediyordu. Annesinden dinlediği hikayelerin gerçek olup olmadığını anlayabilecekti sonunda. Kasaba şehirden bi hayli uzaktaydı ve tam bi' cennetti. Orayı seveceğinden emindi. Yol boyunca arabanın penceresinden dışarıyı izledi. Şehirden yavaş yavaş uzaklaşmak ve o dönüşümü izlemek hoşuna gidiyordu. Beton yığınlarından yeşilliklere doğru...  Bi kaç saat sonra kasabaya varmışlardı. Hemen etrafı keşfe çıktı. Biraz bahçede oyalandıktan sonra eve girdi. Esas merakını giderecek şeyleri içeride bulacağını biliyordu. Öyle de oldu. Her yer anılarla doluydu. Eski fotoğraflar, günlükler ve bir sürü mektup... Gözüne kestirdiği mektuplardan bi' kaç tanesini hızla inceledi. Sonra gözüne başka bi' mektup ilişti. Bu farklıydı. Çünkü bi muhatabı yoktu. Sanki alelacele yazılmıştı. Hemen okumaya koyuldu: "Lanet dünyaya ışığa yürümeden önceki son sözlerim; Birini sevdiğin zaman anlı...

Orman Kokan Adam

 Tüm kızıllığıyla ömrümüze elbet bir güneş doğacak. O gün geldiğinde aklında da kalbinde de hala ben olacağım. Belki çok uzun zaman geçmiş olacak, belki saçlarında karlar olacak. Ama gözlerin hala çok güzel bakacak. Gözlerine baktığımda hep kendimi göreceğim. O okyanustaki tek balık ben olacağım. Seni düşünürken o zaman bile burnumda orman kokusu olacak. Sen benim için her zaman 'orman kokan adam' olarak kalacaksın. Gözümde canlanan o görüntüyü asla değiştiremezsin mesela. Yüksek bir dağda etrafında çamlar, meşeler, ladinler... Soğuk bir kış sabahı, uçurumun kenarında sis denizi, vakur bir tavırla dikiliyorsun. Elinde canın sıkıldıkça şiir karaladığın küçük deri kaplı defterin ve kalemin var. Bu fotoğraf benim hafızama kazınmış. Seninle bütünleşmiş sanki.  "Orman kokan okyanus gözlü adam" bir erguvan mevsiminde değmişti gözlerin gözlerime sonra tüm mevsimler erguvan mevsimi oldu benim gözümde. Yaz, kış yoktu artık. Her daim erguvanlar dalında. Sevginin iyileştirici gü...

Kırmızı Kapılı Ahşap Ev

 Sanki milyonlarca yıldır ayaktaydı. Eski olduğu kadar ihtişamlı ve heybetliydi. Yıllara meydan okuyordu. Duvarlarının dili yoktu ama çok ölüme şahit olmuştu kırmızı kapılı ahşap ev. Kapıdan girdiğin an kesif bir koku çarpıyordu suratına ve tüm anıların film şeridi gibi geçiyordu gözünün önünden. Manevi yönü yüksek bir avlusu vardı. Alıp seni bambaşka bir yerlere götürüyordu. Zaman makinasının gerçek olduğuna inansam kesinlikle bu avluda olduğunu söylerdim. O kapıya dokunmak bile yetiyordu beni çocukluğuma götürmeye. Az aşındırmamıştım o kapıyı, o avluda az koşturmamıştım. Düşüp yaraladığım dizlerim de cabası üstelik. Avludaki aynı yaşta olduğum erik ağacı en sevdiğim arkadaşımdı. Ben doğduğumda dikilmişti bana hediye olarak. Benim çocukluğum o erik ağacının tepesinde geçti. Onun üstünde yaptığım rüzgar danslarıyla, toplayıp mahalledeki çocuklara dağıttığım erikleriyle, gölgesinde dinlediğim masallarla ve daha nicesiyle. Sadece çocukluğum değil gençliğimde bu kırmızı kapının arkası...

Birdenbire

Birdenbire bir şey sarıyor etrafımı. Ben bu karmaşık duygularla baş edemem. Kafamın içinde tüm dünyanın masalları. Bambaşka diller, bambaşka kültürler.  Birdenbire yıldızlar kayıyor gökyüzünden ardı sıra. Hepsine ayrı dilekler tutamam, yetişemiyorum hızlarına. Zaten tek bir dileğim var. Gerçekleşmesi imkansız gökyüzündeki tüm yıldızlar benim için kaysa bile.  Birdenbire her şey güzelleşiyor. Gecenin yarımında güneş doğuyor sanki. Gönlüm genişliyor, nefes aldığımı hissediyorum uzun zaman sonra. Bu his çok uzak bana, ben boğazımda düğümlenen nefesle yaşamaya alışmışım. Böylesi çok zor, çok sıradışı. Birdenbire uçsuz bucaksız bir çölde buluyorum kendimi. Aklımda binbir düşünceyle çölün kızgın kumlarında yürüyorum. Yönüm yok, mevsimimim yok ama yolum açık. Göçmen kuşlar rehberlik ediyor bana. Kalbimin soğuk iklimlerinden göç edeceğim onlarla.  Birdenbire uyanıyorum kaygısız rüyalardan. Yatağımdayım, elimde kağıt kalem. Karalamışım yine gönül yorgunluğumu. Anlamsız birkaç keli...