Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Son Nefer

Bir savaş meydanındasın, etrafta ağır bir koku var. Üstelik yapayalnızsın. Kalbin bir kuş gibi çırpınıyor, elin ayağın boşalmış. Tir tir titriyorsun. Olanları idrak etmen biraz zaman alıyor. Yavaş yavaş canlanıyor gözünün önünde meydan, etrafındaki şeylerin farkına varmaya başlıyorsun. Her yer yıkık, harabe, sağlam tek bir yapı kalmamış. Yerler kan gölü, güneş bile ışığını kaybetmiş. Hiçbir canlılık emaresi görünmüyor senden başka, ne bir karınca geziyor yerde ne de bir insan sesi var. Her yerde kan ve insan parçaları, kopuk kollar, küçük bir kız çocuğundan düştüğünü düşündüğün kurdele toka , eşi olmayan ayakkabılar.  İnsanlığın öldüğü yerdesin; burada vicdanlar kör, kalpler taşlaşmış. Kadın çocuk demeden kurşunlar sıkılmış. Burada yer yarılmış ama içine zalimler girmemiş. Zalim zulmünü edip köşesine çekilmiş. Burası şiirlerde cennet vatanım dediğiniz ama size cehennem edilen yer. Burada artık umutlu şarkılar dilden dile dolaşmayacak. Zalimlerin ayakları sizin umutlarınızı ezip ge...

Sarsıntı

 Hızlı adımlarla odaya girdi. Masanın üzerindeki her şeyi etrafa fırlattı. Bir yandan deliler gibi ağlıyor, bir yandan da bir şeyler arıyordu. Elleri titriyor hızlı nefes alıp veriyordu. İçinde yaşadığı buhranın dışa vurumuydu bu tepkiler. Sonunda aradığını bulmuştu. Hemen masaya oturdu ve okunaksız bir el yazısıyla yazmaya başladı. "Benim her hikayemin sonu gözyaşıyla bitiyor. Tamamlanmak için çıktığım her yoldan daha da eksilerek ayrılıyorum. Onaramıyorum, kapatamıyorum bazı yaralarımı. Hep aynı yerden daha da şiddetle kanıyor. Baş edemiyorum bu hisle, kalbimi paramparça etmek geliyor içimden. Bu his... Adını koyamadığım bu berbat his her seferinde alaşağı ediyor beni. Bu, bu benim zayıf noktam haline geldi. Elimde olmadan kapılıyorum. Kurtulamıyorum, paranoyaklaşıyorum.   Herkeste, her şeyde başkaca anlamlar arıyorum. Dalgınlaşıyorum, agrasifleşiyorum. Daha az konuşuyor, çokça duvarları izliyorum. Kalbim eziliyor, düşünceler beynimi ele geçiyor. En sonunda kendimi yap...

Cennetin Çocukları

 "Çocuksun sen, bu dünya sana göre değil" Mescid-i Aksa’da direnişsin. Yaşına bakılmadan kurşuna dizilmişsin. Bayramlık diye kefen giymişsin. Ramazanda dünyada, bayramda cennettesin. Çocuksun sen küçücük yaşında asırlık acı çekmişsin. Sahilde yüzüstü uzanmış bedensin Çocuksun işte dili, dini, ırkı bilmeden meleksin Bazen kahraman, bazen mucizesin On beşinde hainlerin karşısına dikilmişsin Milyonlarca insana “ iyi ki varsın” dedirtmişsin Kâh üzmüşsün, kâh güldürmüşsün Hayata bir elin baş parmağıyla tutunmuşsun Koskoca dünyaya küçücük bedeninle sığmamışsın En masum, en savunmasız yaşından vurulmuşsun Suçun, günahın neydi hiç bilmemişsin İstenmeyen dinin mensubusun, o toprak parçasında yaşıyorsun Sırf bu yüzden ölmeyi hak etmişsin Masum sivil değil, hedef olmuşsun Küçücük bedenine kocaman kalbini sığdırmışsın Dünyayı sana haince saldıracak kadar korkutmuşsun Çocuksun işte bu dünya sana göre değil Ondandır bu kirli dünyadan kaçıp cennete kavuşmuşsun Çocukluğunu yaşayamamış tüm ço...

Sihirli Gece

  Dolunayın tüm ihtişamıyla gökyüzünde asıldığı bir gece. Hava açık, ılık bir esinti ve dokunduğu yere çiçekler serpen yumuşak bir yağmur var. En büyük acılar böyle güzel gecelerde çekilmeli bence. Gözyaşlarını silen ipeksi yağmur damlaları olmalı böyle zamanlarda. Seninle birlikte ağlamalı bulutlar ve tüm dertler yağmur damlalarına karışıp süzülmeli ince, beyaz parmaklardan. Çoğu acının devası olan "sihirli gece" bu gece. Efkarın başımda harelediği, derin bir bulantı hissi veren, yoğun, yapış yapış bir sis bulutunun eşliğinde alıp başımı, bilinmezlik caddesinden yalnızlık sokağına sapıp ağlama kaldırımına doğru sakin adımlarla yürüme gecesi...  Seslerin ve renklerin huzurumu kaçırdığı solmuş bir hayatın mahpusuyum. Huzuru huzursuzluk zannettiğim günleri yaşıyorum. Kuş cıvıltıları kulaklarımı tırmalıyor. Düzene yenik aşklar büyütüyorum içimde. İçimde büyüyen şeyler beni aşıyor. Umutsuzluğu iliklerimde hissediyorum. Öylesine yalnızım ve bu yalnızlıkla mutluyum saçma bir şekild...

Sevgili kendim;

  Ne zaman düşersen, çıkmazda hissedersen şuan söyleyeceklerimi dinle... Hayat çoğu zaman düz bir yol olmuyor. İnişler, çıkışlar ve hatta çıkmazlarla dolu... Ne olursa olsun kendine hep inan. Hatalar yapabilirsin ama hatalarından ders çıkarmayı da en iyi sen bilirsin. Hayatı tüm zorluklarıyla gör ve kabul et. Yara almadan yaşamak mümkün görünmüyor. Yaralarından çiçek yetiştirmeye bak. Her şeye rağmen çok güzelsin ve hayatını ancak sen güzelleştirebilirsin. Biliyorum bazen kendini suçladığın zamanlar, kalbine bıçak saplandığını hissettiğin anlar oluyor. Sen bu anların sonsuza kadar süreceğini zannediyorsun. Aslında sadece an'dan ibaretler. Gün gelecek hiçbirini hatırlamayacaksın. Unutma hiçbir dert devasız değil ve hiçbir şey senden daha önemli değil.

Alaaddin

Ne var biliyor musun Alaaddin? İçimde sana koşmak isteyen binlerce yılkı atı var Sana olan sevgimin uçsuz bucaksız okyanusları  Alaaddin sende bilinmez bir hal var Her halinin bende bir yansıması Sana duyduğum hudutsuz bir güven var Sana gelmemi engelleyen duvarların Alaaddin adının her harfi bende yüz yıl demek Her hecende bir ömür saklı Elinin her parmağında benim yüzüm var Benim yüzümde senin her bir parmağının izi  Ellerin derya, kalbin kalbime ayna Alaaddin sende bambaşka bir dünya var Senin dünyanda benim gizli bir yerim  Beni aşikar etme Beni aşkın ateşinde kül et, Savur küllerimi Alaaddin Küllerim rüzgarda sana koşar Beni küllerimden yeniden var et

Beyoğlu Güzeli

  Kiminle iki kelam etsem ardı sıra yakınmaya başlıyor. Neymiş efendim hep senden dem vuruyormuşum. Ne aptal adammışım ben. Senden başka bir şey konuşmaz, görmez olmuşum. Beni efsunladığına dair söylentiler dolaşmaya başlamış semtin ara sokaklarında. Yalan mı a canım? Efsunlamadın mı beni? O mağrur bakışlarınla, baktıkça içinde kaybolduğum deniz köpüğü gözlerinle, beni görünce al al olan elmacıklarınla... Aklım uçup gitmedi mi başımdan? Hem halt etmiş onlar. Senin gibi güzeli görüp de aklı uçmayacak delikanlı var mıdır şu Beyoğlu'nda? Bilmez miyim sana vurgun nicesi. Belli olmuyor sanıyorlar oysa sen geçerken sokaktan bir ben değil onlar da efsunlanıyorlar. Gizliden gizliye düşlüyorlar seni. Ne yazık ki senin kalbini evvelden çaldığımı bilmiyorlar. Senin de bana efsunlandığını, gözünün benden başkasına kör, dilinin lâl olduğunu bilmiyorlar.  Güzeller güzeli sevgilim. Beyoğlu güzelim. Ne zaman aşktan söz açılsa "bırakın şu yalan dolan sözleri aşk da neymiş, Beyoğlu'nda nerd...